Yankısız Zihinler –
Zaman'a Konuşan İnsanlar
-Toplumun
Zihinsel Akustiği
Bir insanın
kendi sesini duyamaması, bilincin kendi varlığını doğrulayacak bir dış geri
bildirimden yani ötekiden mahrum kalması çok acı.
Düşüncelerinin
dolaşıma girmemesi, bir akis bulamaması, uzun süre epistemik izolasyonda
kalması zihnin iç yankısını büyütür. Kişi kendisiyle konuşmaya başlar. Bu durum
da dış gerçeklikle arada bir akustik kopukluk yaratır.
Bu tür bir yankısızlık hali tarih boyunca birçok düşünürün ve sanatçının kaderi olmuştur. Fakat toplum çoğu zaman bu durumu yanlış okumayı tercih eder ve meseleyi hatalı bir nedensellik ilişkisiyle açıklar. Filozofların çok düşündükleri için delirdikleri iddiası da bu okumanın tipik örneklerinden biridir. Hatta bizim toplumumuzda, çok düşünmenin zararlı olduğu yargısı çoğu zaman bu örnek üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılır.
Oysa doğru
okuma yaparsak şöyle bir nedensellik bağı oluşturabiliriz. Bazı filozoflar
hatta sanatçılar, bilim insanları, düşüncenin hakkını verenler; düşündükçe
yalnızlaştılar, yalnızlaştıkça yankısızlaştı söylemleri ve bu yankısızlık
onları kırılganlaştırdı.
Düşünceleri,
çağdaşı olan toplum tarafından anlaşılamadı. Yüksek çözünürlüklü bilinç
yarattılar ve bu bilinç yaşadıkları dönemin düşük çözünürlüğünde bir yankı
bulamadı. Dolayısıyla ortaya bir rezonans kaybı çıktı.
Bu bir
kemanın doğru akort edilmemiş bir odada çalınması gibi bir durumdur. Kemandan
ses çıkıyordur lakin oda akustik olarak onu taşıyacak bir yeterliliğe sahip
değildir.
Her kapalı
mekânın bir akustik karakteri
vardır. Bir enstrüman ses üretir, oda ise o sesi yansıtır, güçlendirir veya boğar. Bazı odalarda keman çalındığında
ışık gibi parlar, bazı odalarda ise mat ve boğuk duyulur. Sorun kemanda
değildir; ortam o sesi doğru taşıyamıyordur. Profesyonel konser salonlarında
duvar açıları, ahşap paneller, rezonans yüzeyleri, ses emici gibi materyallerle
oda akustiği ayarlanır. Bu enstrüman akordu gibi bir şey değildir, rezonans
optimizasyonudur.
İyi bir
kemanı derin düşünce, oda akustiğini toplum, rezonansı ise anlaşılma olarak ele alırsak mesele daha netleşir. Eğer ortam
rezonans üretemiyorsa ses vardır duyulmaz ya da kötü çıktığı kabul edilir.
Ne zaman ki
toplumun zihinsel akustiği değişir, o akis bulamayan insanların düşünceleri
rezonans üretmeye başlar. Yani keman aynı kemandır ama oda değişmiştir artık.
Bazı insanlar Zaman’a konuşurlar; bulundukları çağa değil. Yüksek çözünürlüklü bilinçleri, maalesef yaşadıkları dönemin düşük çözünürlüklü zihinsel ortamında bir yankı bulamaz. Çağın epistemik akustiği henüz o frekansı taşıyacak olgunluğa erişmemiştir. Bu yüzden sesleri genellikle ya yanlış anlaşılır ya da hiç duyulmaz. Lakin zaman geçtikçe toplumun zihinsel akustiği değişir.
O zaman
anlaşılır ki sorun kemanda değilmiş; oda henüz o sesi taşımayı öğrenmemiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder